19 Şubat 2009

..KADININ ADI VAR..

http://nevidegokaydin.com/
923 doğumlu bir Cumhuriyet kadını… yaşanmışlığa hele yaşarken hayata bir çentik atanlara sonsuz saygım ve hürmetim var..onları dinlemeye izlemeye bayılıyorum..onca kirlenmiş konu ve insandan sonra belli ki her saniyesi sanata insana odaklı bir yaşamın izlerini sürmek..konuşmanın her satırına yarınlara dair büyük umutlar beslemek..dokunduğu hayatlara zenginlik katmak..hala da ışığı ile aydınlanmak.. cumhuriyet kadınları kıskanılacak kadar dik ihtişamlı yaratıcı ve üretken..



Ankara'nın en işlek insan kalabalığının olduğu caddelerinin birinde spontane gelişen spor sonrası soluğu aldığım ertesi gün uzun uzun saatler geçireceğim insanlardan birkaçı ile kocaman camlarından dışarının tüm hızını koşuşturmasını seyrettiğimiz bir mekan da tüm ihtişamıyla merdivenleri ağır ama emin çıkan yalnız bir kadına takıldı gözüm..hemen arka masamıza oturdu tüm personele nezaketle selamını verdikten sonra..bir süre sonra biz konuşmanın hızını kesmeden soluksuz konuşur ve mekanın insanların varlığını unutmuşken arka masadan “sohbetiniz ne hoş, ne derin, ne güzel konulardan konuşuyorsunuz” diye işittiğimiz bir sesle ardımıza döndük..sohbet esnasında az önce gözlerimle izlediğim yine gözlerimle yerine oturttuğum detaylarını incelediğim ama ardından sohbetin inceliğiyle unuttuğum o zarif kadındı seslenen..arkadaşlarımızdan biri hocam diyerek yıllar öncesinin kolej sıralarında kalan hatıralarının canlandığı bir heyecanla ayağa kalktı..öptü ellerini tanıştırdı bizle.. o çok yaşanmışlık, çok entelektüellik den o muhteşem donanımdan kaynaklanan sabırsızlıkla bahsetti kendinden sayıda kalan yaşıyla (86) bu zarif kadın..az bir zamana sığdırdı yaptıklarını, yapacaklarının heyecanını..içim umut kapladı yine..utandım kendimden yine..utandım yine ne kadar az şey yaptığımdan..bir diğer televizyoncu arkadaşımız yapacağı 2 ayrı belgeselden bahsetti ne hoş ki projelerden bir sanat..kaybolan değerler..öğrendik ki 947 ler de çizgi filmler yapmış..dakikalar krema tadında geçe dursun yapılacak koşuşturmanın yetişilecek yerlerin saati çoktan gelmişti sessizce ayağa kalktım bana “nereye” dedi..”işlerim var yapmam gereken dedim”..”bu güzel sohbet bırakılırda gidilir mi?” dedi..evet “gidilmez” dedim..bedenim yürüdü ama içim kaldı o masada ve arka masanın ihtişamlı krep eli saçlı kadınında büyük şehrin kuralları da acımasız..hatır sohbet tanımıyor tarih geçerse boynun hakikaten kıldan ince kalıyor.. tüm nezaketiyle kahveye çağırdı evinin atölye olduğunu da sözün arasında geçirmeden edemedi..ben yine utandım..hala umudum var yarınlar için..üstelik seyrederek değil tam içinden..

8 yorum:

uctemmuz dedi ki...

Ben en çok "tüm personeli nezaketle selamladıktan sonra" kısmına takıldım.
Ne güzel...
Keşke saygı yeniden moda olsa...
Öpüyorum Kıymetim...:)

Deniz dedi ki...

Onların yetiştiği dönem; zorluklar, yokluklar ve şimdi hayatımızı kolaylaştıran birçok küçük ayrıntıdan uzakta ama bu sadeliğin getirdiği şartlardan ötürü de insanların azla yetinmeyi bildiği, bilgiyi sindirdiği ve hayran olunacak nitelikleri onlara katan bir dönemdi. Birer yetişkin olduklarında yepyeni ve büyük bir iştahla büyümeye gayretli, hevesli bir ülke de onlarla büyüyordu. Taa ki gözleri dışarıda, tüketmeye hevesli, üretmeye küçümseyerek bakan onların çocukları, torunları gelene dek. Fotoğrafa bakınca anneannemi gördüm Nevide hanımda. Demek ki zıt kutuplar birbirini çekmezmiş, iki dolu kadın birbirini bulmuş işte...

WarhaWk dedi ki...

Merhaba Kıymet abla,

Siteleri dolaşırken,tesadüfen sizin
bloğunuzu buldum.İyiki de bulmuşum.
Öylesine akıcı yazıyorsunuzki, bir
nefeste okudum.Ben de Ankara'lıyım
ve annemin anlattığı kadarıyla hiç
birşey eskisi gibi değil.Eskiye ait
güzel değerlerimiz,sanatımız,asil
insanlarımız o kadar azaldıki,insan
üzülüyor.Elbette bunun tarihi süreç
içinde iyi değerlendirilmesi gerek!

Sevgi ve Saygılar,
Cenk

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

ÜÇ TEMMUZ..
KEŞKE ÜNSAL..AMA YILMAMAK GEREK..YETTİĞİNCE BİZLER YAPMALI HAYAT ANAYIŞIMIZ SAYGIDAN BAŞLAMALI..

DENİZ..
ÇOK ZARİFSİN DENİZİM..ANNEANNEYE BİRGÜN BENİDE GÖTÜRSENE..DİNLEYELİM ONU UZUNUZUN SICAK ÇAYINI İÇELİM..ELMA KURABİYESİDE GÖTÜRELİM YANIMIZDA..

WARHAWK CENK..
GÜZEL VE ZARİF CÜMLELERİN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM SANA..

engindeniz dedi ki...

Hayranlıkla okudum yazınızı ve keşkelerim fazlalaştı.Keşke eskisi gibi o saygınlıkla yaşansa..Sevgiler..

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

ENGİNDENİZ..
KÖTÜMSER BAKMAMAYA ÇALIŞMALI..YAPABİLDİĞİMİZCE BİZLER YOL ALMALIYIZ..TEŞEKKÜRLER..

Adsız dedi ki...

bahsi geçen hanımefendiyi tanıma fırsatı yakalamış birisiyim.ben onun 95 ve 96 da öğrencisiydim.onun gibi bir insanın karşısına geçip sadece dinleyeceksin.o bir dünyadır.o bana kadın olmanın asaletini öğretti.onun anlattığı herşey aklımda hemen her ders öğrencilerime ondan bahsediyorum.sanıyorumki hayatımda ondan daha etkili bir insan tanımayışımran kaynaklanıyor.sayın hocam sizi çok özledim.ben ayşe koç hatırlamazsınız beni belki ama ben sizi hiç unutmuyorum.internetten sizi takip ediyorum.varlığınız bizim için bir hazine.ne çok konuştum dimi siz benim karşımda olacaksınızda ben böylesine savruk ve rahat konuşacağım.sizi saygıyla selamlıyorum.çalışmalarınızdada başarılar dilerim.

grafikerr dedi ki...

bahsigeçen hanımefendiyi tanıma şansına sahip biriyim.nevide gökaydın her gencin ama öncelikle her genç kızın tanıması gerekin birisi .bana kadın olmanın zerafetini o öğretti.sanatımı sevmeyi ve ona saygı duymamı o öğretti .o benim öğretmenim .gerçek şudurki onun söyledikleriyle değil sadece oturup kalkmasından bile öğrenilecek çok şey vardır.zarif broşları ve topuklu ayakkabılarıyla.