07 Eylül 2010

..48 SAAT..



Uzun yıllar oldu görmeyeli seni.. Az tanıdım ama çok sevdim.. Sevdiğim insanların dostuydun, arkadaşım oldun.. Zaman çok görüşmemizi sağlayamasa da arkadaşlığımız dostluk kıvamında büyüttü kendini.. Sen denizlerde biz karalarda geçirdik geçen onca yılları sen Üniversitede hoca oldun biz karadan denizlere çıkmak istedik pervasızca.. Bir 48 saat kopalım dedik.. Dedin ki ne kostüm getireyim? İncelikli zekânla! Ne gerek var dedim kostümlere; ast olan üstümüze bezediklerimiz değil ki!.. Yapamadık yarınlara, umutlara başka zamana kaldı! ama yapılacak biliyorsun, biliyoruz..
Seni önemsiyor ve seviyoruz..


gelemedim Antalya’ya

ama 48 saat aklımda unutmadım.

çok bekledik

zaman göreceli nasılsa yaparız bir ara!

geleceğim

evet ama çok renkli olmalı

meleklerden ve şeytandan uzak

: )

ben artık önüme ne gelirse yaşayıp geçiyorum Efdal

harika bende öyle yapmaya çalışıyorum ama inan içimdeki fantezi ve delilik yapma zenginliğim dop dolu..

şahane

ömrümün 16 yılını denizlerde harcadım içimdeki yaşam sevincimi avutarak. Ama artık trenler çok hızlı..

çok hızlı değil mı hakikaten ya

yetişememek korkusu sarıyor.

muhtemelen çoğuna da yetişemeyeceğiz!

tek kişi koşarsak yetişemeyiz ama birkaç kişi bir olur isek çoğuna yetişiriz.

şahane bir cümle, içerik dolu

anlat keyfin nasıl?

keyifler pek iç açıcı değil kafes altın suyuna batırılmış gibi duruyor sadece

ah Efdal gelmeliydin ne edip

iyi gelecekti bize de

sana da

neyse geçti ama iç çekmeden de olmuyor işte

neler yapardık neler

biz de zaman zaman dip yaptık seni çok andık

sağolun. delilik ve çılgınlık yapardık

belki de sakince otururduk bilemiyorum ki bu bir enerji işte

an ve an değişen

fantezi yapardık, gülerdik ağlardık. şiirler okurduk. terlerdik

sen başlardın yumuşak sesinle "hic kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktu " şiirine

hayat pınarından su içerdik zümrüt yeşil yosunlardan süzülen

hayat ne sunarsa

sunduğuna da sonsuz şükrederek

şarap içerdik bardaksız tek şişeden

sarhoş olmazdık...

çakır keyfi iyi gelir bize

yorulurduk

esnerdik ama uyumamak için de çaba harcardık

sizi bu büyülü kelimelerle sarıp kim bilir ne serüvenlere çıkarır, sizlere neler yaşatırdım.

48 saat yeter mi?

olmaz değil ya nasılsa olur, hayat arşivine atacak gün ve geceler yaşanır.. hatırladıkça insana iyi gelen

ar damarımızı çatlatıp içinden ne akacak o'na bakardık

daha sözler dans ediyor satırlarda. Ya dokunuşlar, uyuyan çocuğun kulak memesine

ya da bir mermer heykelin teninin pürüzsüzlüğüne ne demeli.

ama gülmez onlar, bilmez onlar, acıkmaz, susamaz, ve en önemlisi hissetmez.

ama olağanüstüdür dimi büyüler dimdik halleriyle

gece karanlığında denize girmenin verdiği ürpertiyi duymalısın başta ve daha sonra da serinliğini hissetmelisin iliklerinde

yaşam birazda tedirginliklerle dolu

tedirgin olmak “çözme” anı

bunca söze kendime kahve yapmakla çözdüm

sana da yapmak isterdim

hoş geldin kahvesi mi? yoksa iyi ki buradasın sabah keyfi kahvesi mi?

ama içtim ben sağ ol

ben deliyim bunu da biliyor musun?

deliliği dahilikle eş değer bulurum ve bunu severim

o zaman arka masaya komple meyve

YAŞASIN

KAHVEN ŞEKERLİ Mİ

orta halli

ŞEKERLİ OLMASINI İSTERSEN TATLI TATLI FİNCANIN İÇİNE BAK HEM TATLANIR HEM DE BENİ GÖRÜRSÜN KARA KAHVENİN İÇİNDE BEYAZ DENİZCİ KIYAFETLERİMLE SANA EL SALLADIĞIMI

kıyamam

beni yanlışlıkla içersin diye mi?

içimizde olan birini içmek mümkün mü adam

sağ olasın sana da Efdal

kendimi sende iyi hissederim..

Tık: http://fizy.com/#s/1k0f3d Yeni Türkü & Yaşar -Yağmurun elleri

2 yorum:

mehtap kuzucu dedi ki...

harika,harika sevgili kıymet çok sevdiğim,ilk gittiğimde büyülendiğim Amasrayı öyle güzel anlatmışsınızki kendimi yeniden orada hissettim...yüreğinize sağlık

Zamandan Sızan dedi ki...

MEHTAP..
TEŞEKKÜRLER..