29 Eylül 2010

..EMANETÇİLERİM..

Kışla beraber kızlarla gelenekselleşen günün her hangi bir saatinde gelişen kahvaltı, yemek içmek, gezmek tozmak, illahiki dedikodu ;) ve hayatlarımızda olan bitenlerin trafiğide hız kazandı..
Olmasanız çok eksik kalırdım ben..

Tık: http://fizy.com/#s/1ahts0 Yavuz Bingöl - Gitme

28 Eylül 2010

..ÖYLE BİR GEÇER ZAMANKİ..




Yazdan kalma günlerin, denizsiz tekrarını yaşayalım istedik karasal iklimde.. Bir soluk yaşadık üç gün üç gece..Uzun keyifli kahvaltılar.. Uzun soluklu akşam yemekleri.. Tutkun'un Puntoyla gezileri, gece beraber uyumaları yaşamıma ayrı bir tat kattı.. Geldikleri rüzgarlada geri döndüler..
İlkgün, Suzi, Oktay ve Punto yüreğim sizlerle ısındı bu kapı sizlere ardına kadar açık.. Üşümeden yine gelin..

Tık: http://fizy.com/#s/1lserd Erkin Koray - Öyle bir geçer zamanki

25 Eylül 2010

..DÜN,BUGÜN,YARIN VE HER DAİM..


Canlarım, Çok istememe rağmen olmadı. Gelmeyi başaramadım içimde ki bu burukluk her daim olacak hep.. Onların mutluluğu ve sizin onlarla büyüyen ailenizse tek tesellim olacak.. Umarım Allah daha fazla başka ayrılıklar, yanlarımızda olamama eksikliği vermez.. Sizleri ve büyüyen ailenizi çok seviyorum.. Aklımda, bedenimde, ruhumda yaşadığınız o muhteşem gecenizde ve her daim sizlerle unutma!.. Çok sevdiğim dünya ve ahiret arkadaşım dostum..

Tık: http://fizy.com/#s/1lusl2 Orginal soundtrack - Amelie

20 Eylül 2010

..TUTKUM..

Yaşamım anlamı, değerlim, yarınım, umudum, kıyamadığım herşeyim..
Yolun açık olsun.. Büyüme hızına yetişmek yaşadığım en büyük adrenalin..
Yolun açık olsun..
Tık: http://fizy.com/#s/1agvxr Sezen Aksu - Gidemem

15 Eylül 2010

..BİZ BÜYÜDÜK VE DEĞİŞTİ DÜNYA..

Babamsız ilk bayramım, meğer ne kıymetli bir duyguymuş insanın 40 senedir babasının yanında olma duygusu.. Kalmadı eskiden aldığımız tatlar bu malum herkesin bildiği, hissettiği ve olmalı da bu değişim sanırım her zaman diliminin bir işleyişi var nihayetinde..
Öncelikler farklılaşıyor zamanı kullanma tasarrufunda öyle yaşam hızla bireyselliğe kaymakta.. Olmasını çok istediğin bir şey olmuyor bir zaman sonra bir bakmışsın olmuş ama bir bakıyorsun ya eski değerinde istemiyorsundur artık ya da aslında o kadar da istediğin kadar değilmiş duygusu sarıveriyor her bir yanını..
Yada şimdi ki haliyle olmuyorsa bir nedeni vardır ve iyiliğinedir diye geçiştiriyoruz..


Yola çıkıyorsun her zamanki belirsizlikle nereye gitmeli bilemeden İstanbul mu olmalı? Bursa mı? yoksa daha sakin bir yerler mi derken Ankara ya en yakın deniz sahili Amasra kucaklıyor seni.. Boşalan Ankara'nın nereye kaçtığının canlı tanığı gibi araba plakalarından gördüğün 06 çokluğu.. Kapıdaki kışa inat son kez ayaklarını hırçın Karadeniz’e daldırayım diyen Amasra'nın her köşesini doldurmuş çoktan.. İyi de yapmış, balık yemenin iyi zamanı ama konaklayacak yer yok telefon açıyorsun gelen cevaplar hep aynı.. İnerken Amasra ya bu kadar araba günübirlikçi sanıyorsun halbuki yer bulamamaktan muzdaripmiş insanlar aklıda, gönlüde kalarak terk etmekteymiş meğerse sakince.. Restaurant kapılarında yer bekleyen onlarca insan balık ve meşhur Amasra salatası yemek için beklemede ve yine sakince.. Huzurlu bir yer olduğu buradan belli.. Bunca kalabalığın için bir dinginliktir gitmekte... Mevsimin ilk hamsisini indirirken midemize aklımız nerede geceleyeceğimizde! Üstümde bir ferahlık “Olmadı arabada yatarız” diyorum bildiğim tek şey bu sakinliği ve burayı terk etmemek.. Restaurantın çalışanını kafalamaya çalışıyorum evini açması için yetmezmiş gibi bana evlerinin manzarasından bahsediyor birazda küstahça.. Hadi diyorum "Tanrı misafiriyim ben neden olmasın?" olmuyor ikna edemiyorum buraları iyi bilen yeğenimi arıyorum medet umarak.. Bana tam da yemek yediğimiz yeri ve orada çalışan çocuğu tarif ediyor telefona ver diyor dönüyorum çalışan çocuğa “Bak diyorum seni nasıl kitledim”.. Konuşuyor uzun yıllardır arkadaşıymış meğer ne hoş bir tesadüf diyorum içimden.. Nihayet bir köy evinde misafir ediliyoruz..Biliyordum! diyorum halledeceğimizi biliyordum!.. Programsızlık gecemin uzamasını engelliyor geç olmadan misafir olacağımız köy evine doğru yol alıyoruz.. Bize el yapımı tatlılar ikram ediyorlar yatıyoruz.. Erkenden kalkıp ayrılıyoruz Amasra’ya dönmeden Çakraz’a gidiyoruz gözlemeli bir kahvaltı yapıyoruz “Hırçın bugün Karadeniz çok hırçın”.. Üşüyoruz, ama bir yandan da hayran hayran gülen yüzlü şirin ve duyarlı kasaba insanlarını seyrediyoruz.. Yeğenim "Geliyorum" diyor eşlik edeceğim.. Çakraz’dan, Amasra’ya dönerken buluşuyoruz kucaklaşıyoruz gezdiriyor akşama kadar.. Aynı restaurantta bu sefer çatı katında yiyoruz balıklarımızı, salatamızı erkenden de keyif için kadeh kaldırıyoruz hırçın Karadeniz’e ve kendimize..

Keyifle şeker tadında gün devam ediyor..Akşama doğru Zonguldak üzerinden Ereğli’deki evine konuk oluyoruz ev arkadaşı Ali’yle tanışıp uzun saatler sohbet ediyoruz.. Ali’yi anlatırken “Benden daha iyidir” ardından “Gün gelecekmiş teyzemi evimde ağırlayacakmışım” diyor nasıl da naif nasılda tatlılar.. Emre ve Ali’nin bekar evlerinde sabaha uzanan gecenin bir saatinde sabaha karşı yatağımdan kızarmış patates kokusuyla uyanıyorum evi bu kokunun sarması iyi hissettiriyor beni..Kararı mı oylamaya dönüyorum Ankara’ya sürenin bitmesine 15 dakika kala..
Kısa gibi görünen keyifli seyahattin yorgunluğu çöküyor final maçını izleyemeden yatağımda yeni kararsız adımların rüyasına dalıyorum..

Tık: http://fizy.com/#s/17omkb Gökhan Kırdar -Yağmur

07 Eylül 2010

..48 SAAT..



Uzun yıllar oldu görmeyeli seni.. Az tanıdım ama çok sevdim.. Sevdiğim insanların dostuydun, arkadaşım oldun.. Zaman çok görüşmemizi sağlayamasa da arkadaşlığımız dostluk kıvamında büyüttü kendini.. Sen denizlerde biz karalarda geçirdik geçen onca yılları sen Üniversitede hoca oldun biz karadan denizlere çıkmak istedik pervasızca.. Bir 48 saat kopalım dedik.. Dedin ki ne kostüm getireyim? İncelikli zekânla! Ne gerek var dedim kostümlere; ast olan üstümüze bezediklerimiz değil ki!.. Yapamadık yarınlara, umutlara başka zamana kaldı! ama yapılacak biliyorsun, biliyoruz..
Seni önemsiyor ve seviyoruz..


gelemedim Antalya’ya

ama 48 saat aklımda unutmadım.

çok bekledik

zaman göreceli nasılsa yaparız bir ara!

geleceğim

evet ama çok renkli olmalı

meleklerden ve şeytandan uzak

: )

ben artık önüme ne gelirse yaşayıp geçiyorum Efdal

harika bende öyle yapmaya çalışıyorum ama inan içimdeki fantezi ve delilik yapma zenginliğim dop dolu..

şahane

ömrümün 16 yılını denizlerde harcadım içimdeki yaşam sevincimi avutarak. Ama artık trenler çok hızlı..

çok hızlı değil mı hakikaten ya

yetişememek korkusu sarıyor.

muhtemelen çoğuna da yetişemeyeceğiz!

tek kişi koşarsak yetişemeyiz ama birkaç kişi bir olur isek çoğuna yetişiriz.

şahane bir cümle, içerik dolu

anlat keyfin nasıl?

keyifler pek iç açıcı değil kafes altın suyuna batırılmış gibi duruyor sadece

ah Efdal gelmeliydin ne edip

iyi gelecekti bize de

sana da

neyse geçti ama iç çekmeden de olmuyor işte

neler yapardık neler

biz de zaman zaman dip yaptık seni çok andık

sağolun. delilik ve çılgınlık yapardık

belki de sakince otururduk bilemiyorum ki bu bir enerji işte

an ve an değişen

fantezi yapardık, gülerdik ağlardık. şiirler okurduk. terlerdik

sen başlardın yumuşak sesinle "hic kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktu " şiirine

hayat pınarından su içerdik zümrüt yeşil yosunlardan süzülen

hayat ne sunarsa

sunduğuna da sonsuz şükrederek

şarap içerdik bardaksız tek şişeden

sarhoş olmazdık...

çakır keyfi iyi gelir bize

yorulurduk

esnerdik ama uyumamak için de çaba harcardık

sizi bu büyülü kelimelerle sarıp kim bilir ne serüvenlere çıkarır, sizlere neler yaşatırdım.

48 saat yeter mi?

olmaz değil ya nasılsa olur, hayat arşivine atacak gün ve geceler yaşanır.. hatırladıkça insana iyi gelen

ar damarımızı çatlatıp içinden ne akacak o'na bakardık

daha sözler dans ediyor satırlarda. Ya dokunuşlar, uyuyan çocuğun kulak memesine

ya da bir mermer heykelin teninin pürüzsüzlüğüne ne demeli.

ama gülmez onlar, bilmez onlar, acıkmaz, susamaz, ve en önemlisi hissetmez.

ama olağanüstüdür dimi büyüler dimdik halleriyle

gece karanlığında denize girmenin verdiği ürpertiyi duymalısın başta ve daha sonra da serinliğini hissetmelisin iliklerinde

yaşam birazda tedirginliklerle dolu

tedirgin olmak “çözme” anı

bunca söze kendime kahve yapmakla çözdüm

sana da yapmak isterdim

hoş geldin kahvesi mi? yoksa iyi ki buradasın sabah keyfi kahvesi mi?

ama içtim ben sağ ol

ben deliyim bunu da biliyor musun?

deliliği dahilikle eş değer bulurum ve bunu severim

o zaman arka masaya komple meyve

YAŞASIN

KAHVEN ŞEKERLİ Mİ

orta halli

ŞEKERLİ OLMASINI İSTERSEN TATLI TATLI FİNCANIN İÇİNE BAK HEM TATLANIR HEM DE BENİ GÖRÜRSÜN KARA KAHVENİN İÇİNDE BEYAZ DENİZCİ KIYAFETLERİMLE SANA EL SALLADIĞIMI

kıyamam

beni yanlışlıkla içersin diye mi?

içimizde olan birini içmek mümkün mü adam

sağ olasın sana da Efdal

kendimi sende iyi hissederim..

Tık: http://fizy.com/#s/1k0f3d Yeni Türkü & Yaşar -Yağmurun elleri

03 Eylül 2010

..EYLÜL..


Yaşadığım benzersiz olarca anlarla,
Hayatıma yenice katık ettiğim şahane yüzlerle,
Doyumsuz, doyulmayacak Akdeniz gün ve gecelerine veda edip bir Eylül akşamı Ankara ya dönmek..
Cebimde, ruhumda yaşanan hatırlanası bi dolu anlarla dolup taştı..

Tık:http://fizy.com/#s/1dwj77 Alpay - Eylülde gel